28 09 2012

Sevgili Ağabeyim

 

Bu sabah özel listemdeki arkadaşlarım neler yapmışlar bir bakayım dedim, yorumlar şiirler ve şiirler yani her şey olağandı.  Ama bir yorum farklıydı içlerinde hani hemen hepimizin işte bu benim…. Aynını ben de yaşadım diyebileceğimiz türden bir şeydi işte. 

 

Bu düşüncelerle iş yerime geldim,  iki gündür oğlumda olması nedeniyle kavuşmak için akşamı iple çektiğim bilgisayarımı açtım ve o yoruma, yorum olarak bu çocukluk anımı yazıyorum kısacası.

 

Biz beşkardeşiz üç kız iki erkek, ben ailenin en küçüğüyüm, yani benden sonra doğup her ikisini de iki-iki buçuk yaşlarında kaybettiğimiz biri kız diğeri erkek kardeşimi saymazsak.  Benden önce de ölen kardeşlerim olmuş elbette.

 

Onlar da yaşasalar dokuz kardeş olacakmışız. Annem üst üste çocukları ölünce midir nedendir bilmem, belki de ben üzerindeyken kısmi felç gibi ağır bir rahatsızlık yaşadığındandır, pek ilgilenmez gibi görünürdü benimle yani çocukken öyle düşünürdüm.

 

Ablalarım da biraz canımı acıtırlardı, özellikle saçlarımı taramak veya genel bakımım esnasında ama kim bilir neler yapardım da kızların cinlerini tepelerine toplardım hiç hatırlamıyorum. İki ağabeyimden özellikle büyük olanıyla yaş farkımız epeyce olunca, onu hem baba gibi severdim hem ağabey gibi.

 

Küçük ağabeyim de öyle,  onunla aramızda sadece dört yaş var, o benim tam tersime uyumlu, olgun ve ağırbaşlılığı. Ben büyük ağabeyim gibi, oldukça zeki (övünmüyorum gerçekten)         cingöz,  yaramaz, hani derler ya düz duvara tırmanır öyleydik, belki de bu yüzden aramızdaki yaş farkına rağmen çok iyi anlaşıyorduk, hala da öyledir.

 

O zamanlar bizim ilçede ortaokul yokmuş sanırım,  ilimize bağlı bir diğer ilçedeki ortaokula göndermiş babam, önceleri teyzemde kalmış ama her nedense bazı sıkıntılar baş gösterince, babam bir ev kiralayıp öyle okutmaya çalışmış ağabeyimi.

 

Neticede ağabeyim tüm zorluklara rağmen ortaokuldan sene kaybı olmaksızın mezun olmuş. Ortaokulda bir sürü sorun yaşanınca liseye göndermek istememiş babam ağabeyimi o da gidememiş elbette, nasıl gitsin ki, daha çocuk, hadi çalışıp okul masrafını çıkardı diyelim köyde ne iş olur ki, öyle hemen para kazanılsın.

 

Derken Liseye kaydolmak için yaşı büyük gelmiş ama okuma arzusunun bir türlü önüne geçemeyince ne yapıp edip, babamı ikna etmişlerde mahkeme kararıyla yaşını küçülttürüp Liseye kaydolmasını sağlamışlar.

 

(Bazen kendimi düşünüyorum ne kadar da benziyor hem inadımız hem de azmimiz birbirine)  İşte o günlerden sonra ben evin içinde sadece adını duyardım ağabeyimin, onu öyle çok özlüyordum ki, belki de merak ediyordum kim bu ‘’Ali Doğan’’ diye, hatta iki adı olduğunu bile çok sonraları öğrenmiştim.

 

Arada bir de ‘’Güvercin’’ diye çağırmıştı teyzenin biri de benim iyice aklım karışmıştı. Sebebi gene ağabeyimin muzırlığından kaynaklıymış meğer. Bizde o zamanlar tek geçim kaynağı yerfıstığı üretimiydi, onun hasadından

ve tüccara satışından sonra elde edilen gelir ertesi yıl aynı döneme kadar yetmeliydi o aileye.

 

Fıstığının hasat zamanı aynı zamanda,  üzümlerin ve zeytinlerin de hasat zamanına denk gelince, civardan imeceye gelenler olurdu, işte imeceye gelen teyzelerden biri ağabeyime adını sorunca kadına ‘’Ali Doğan’’ yerine  ‘’Güvercin’’ demiş, o teyze de gerçek sanıp hep Güvercin diye seslenirdi ağabeyime.

 

Bu cinliklerini o kadar çok severdim ki, zaman zaman diğer kardeşlerimize de yaptığından benden başkasının illallah getirdiği bile olurdu. Bunları elbette beş altı yaşına geldiğimde görmeye ve idrak etmeye başlamıştım.

 

Öte yandan, her türlü ihtiyacımı karşılamaya çalışırdı,  temizler, saçlarımı toplar, kızlar yanımda olsa bile karnımı doyurur,  bazen de kucağında uyuturdu. Bütün çocukları çok severdi hala da öyle, bir çocuk görmesin bir yerde ağlatana dek öper, koklar hatta tokatlar, öyle işte.

 

Bir Ali Doğan Ağabeyimi, bir de annemi hep özledim ve hep özlüyorum, diğer kardeşlerimi ve babamı da elbette ama illaki annemi (3 Mart 2007 yılında 87 yaşında kaybettik annemi mekânı cennet olur inşallah)          ve çok şükür ağabeyim hayatta ve ben onu küçük bir kız çocuğu olduğum zamanlardaki gibi, gene çok seviyorum ve hep özlüyorum…

 

Sevgili Ağabeyim seni çok seviyorum ve hep özlüyorum…

Tıpkı çocukluğumda olduğu gibi…

19.10.2011

98
0
0
Yorum Yaz