17 09 2012

Kuzucuk

Kuzucuk Aklımız erdiğinden beri tanırız birbirimizi, Hatırlar mısın çocukken en çok fıstık hasat zamanlarında karşılaşırdık seninle, Siz ailecek gelirdiniz ekili tarlaların başına, biz seyri sefer ederdik evimizle fıstık ekili tarlanın arasında. Ah sizin o fıstık tarlanız yok mu, hele kıyısındaki patikada biten yabanıl otlar, Kasım ayının ayazında geçerken o patikadan, ayaklarım ıslandıkça iliklerime kadar üşürdüm, bazen annen alıkoyardı yanında, bir sahana taze kaynatılmış süt doldurur, içine ufaladığı ekmeklerle ikimizi aynı kaşıkla doyururdu.    Sen hep ağırbaşlı mıydın, yoksa ürkek mi bilmiyorum, kıyamazdın kimse incinsin annen beni kucağına alıp öpüp koklarken bile, aldırmaz gibi görünür yan gözle izlerdin, büyüyorduk her canlı gibi, okul çağımız gelip dayanmıştı, siyah satendi ölüklerimiz robalı ve büzgülü, hem de çift cepli, yakalığımız patiskadandı ama en güzelini benim anam dikerdi. Pantolon denen şey pek bilinmezdi de anam nasıl ve nerede gördüyse bellemişti, lacivert ve bordo renklerde ayrı ayrı kumaşlardan bana okul kıyafetimi tamamlayan pantolonlar dikmişti.   Ayrılmayı hiç istemezdik birbirimizden, bazı kış günleri sabahtan izin alırdım anamdan akşam sizde kalmak için, o da bilirdi ki küçük kızı emin ellerde. Yer sofrasına oturup yedi sekiz kişi, tahta kaşıklarla çala kaşık yediğimiz bulgur pilavının lezzeti nasılda güzeldi öyle, birde evinizin o zaman en küçüğü olan erkek kardeşinin bir büyüğünün kafasına yoğurtlu kaşıkla vurmasını ve bizim gözlerimizden yaş gelene dek ona gülüşümüzü, bazı şeyler unutulmazmış hiç unutmadım.   Biliyor musun senin en çok kıvır kıvır ve bir o kadar gür olup iki örgü h... Devamı

17 09 2012

Ah Çocuk Ah

Ah Çocuk Ah |  görsel 1

  Ah Çocuk Ah   Ne zaman çocuklarla ilgili bir şiir okusam günlerce aynı şiir etrafında  döner dururum ve gene aynı şeyi yaşıyorum bu gün;    her okumamda, biliyorum dökülecek benden de gün görmemiş  çocukluk öykülerim hece, hece...    Örneğin  çocukluğuma ait  hatıraları hatırlar, anlatırım hiç bir ayrıntıyı atlamadan.   Varsıllığımız yüreğimizin temizliğiydi, yoksulluğumuz zaten belli, hani bir notumda kar nasıl bir şeydir bilmediğimi yazmıştım ya, yağsa bile penceremizde cam yoktu ki göreyim kar tanelerinin yapışmasını cama...    Adını da bilmiyorum, kanat derlerdi o zaman, ahşaptan çift tarafa  açılır, açılıp kapanırken de menteşeler gıcır gıcır ses çıkartırdı pencere  kapaklarının....    Aslında biraz mahçup olmuyorum desem yalan olur, galiba tek köylü benim...Ne yapayım, ben sizin şehirliliğinize bir şey diyor muyum...    Ne güzel anlaşıp gidiyoruz işte...Madem içimizdeki çocuğa kulak  vereceğiz, benim içimdeki çocuk da böyle...Ne varlığa sevinir,  ne yokluğa yerinir, ne üstün olduğunu iddia eder, ne zavallı görünüp  ezilir...    Asidir de azıcık, atarsa tepesinin tası dur durak dinlemez, yakar yıkar ortalığı, atar bütün köprüleri...   Lakin saman alevi gibidir öfkesi, parladığı kadar da hızlıdır sönmesi...    Ah çocuk, ahh...Keşke hiç büyümeseydin....   Hatice Ak/    ... Devamı

16 09 2012

Gerçek Sevgi Ne Demek

Gerçek Sevgi Ne Demek |  görsel 1

  Apar topar kalkıp, aynı telaşla yetişilen şehirlerarası bir otobüste gibi... Günün hatta geride bırakılan ömrün bütün yorgunluğu o an tüm acımasızlığıyla binmişte omzuna, ezilmiş gibi altında, öylece çöktü, yetişebildiği ilk koltuğa. Ve derin bir uykuya daldı...    Dereler, çaylar, ırmaklar ve denizler geçti, ormanlar kır çiçeklerinin cümbüş ettiği dağ yamaçlarını kimi zaman yürüdü, kimi zaman koşarak kat etti...Ne kadar dolaşmıştı, neredeydi hiç düşünmeyecekti de, ah o ağrı yani bu ağrı da neyin nesiydi, sanki uyumamış, boynundan bir yerlere asılmıştı...    Birden birilerinin şiddetle sarstığını duydu, başı yana düşmüş, yanağı otobüsün camına yapışmış bir halde doğrulmaya çalıştı, neler olup bittiğini anlamaya... Az önce o değil miydi onca güzellikler içinde gönlünce yürüyen, koşan zıplayan...    İşte dedi gerçek bu, şehirlerarası bir otobüsün içinde boynu tutulmuş, meçhule giden meçhul bir yolcusun sadece...Defter düşer elinden....          Aslında; git derken giden git diyeni azıcık dinlese arkasından git/me dediğini duyar ama...    Gitmek fiili bir kere takılmışsa akla, belki fiilen gider ama yüreği gider mi acaba, diyelim ki gitti, huzur bulur mu? ..    Kısacası, ne gidenin, ne de git diyenin yüreği yolgeçen hanı olmamalı ama eğer ortada gerçek bir sevgi varsa, ne git demekle gidilir, ne de git denebilir... ... Devamı

14 09 2012

Kaplumbağaya Şiir

Belli ki yıllar seni de yormuş ben gibi,  benzer yanımız ise dik başımız,  eğilmez namert önünde...      Susamışsın belli,  biz insanların elinden neler çektin kim bilir,  yoksa ne işin olur yaz sıcağında asfaltın ortasında...      Karşı taraf da mezarlık ya,  Hak saklasın, ezileceksin.      Hadi git bir an önce, git ve kurtul.  Düşünsene, bu sabah da seninle konuşmakmış kısmetteki,  Varsın olsun, gözlerimin içine bakarak ne güzel dinliyorsun.      Haydi güzel kaplumbağa biraz daha gayret et,  Biliyorum kurtaracak azmin seni... Sabret...     Hatice AK ... Devamı

12 09 2012

Ağacı Sev Orman Olsun Tüm Vatan

Ağacı sev orman olsun dört yanı Sakın vurma yaş ağaca baltanı O fidan ki memleketin sultanı Ağacı sev orman olsun tüm vatan     Çam, palamut, Meşe, Sedir ve Köknar Ormanlardan doğar soğuk pınarlar Sigaranı atma çevreni yakar Ağacı sev orman olsun tüm vatan     Ağaçsız topraklar sayılmaz vatan Bunca kanlar dökmüş uğrunda Ata’n Çiçekler değil mi seni donatan Ağacı sev orman olsun tüm vatan     Telli sazın ağaçtandır ağaçtan Kırmızı gül ağaçtandır ağaçtan Öldüğünde tabutun da ağaçtan Ağacı sev orman olsun tüm vatan     Ben derim ki şudur sözümün özü Bülbül sevda çeker güldedir gözü Yağmur ile güler toprağın yüzü Ağacı sev orman olsun tüm vatan     Hatice AK ... Devamı