21 09 2012

Meğer Ne Çok Özlem Birikmiş Yüreğimde

 

Bu sabah başlamıştı aslında bu öykü beynimin kıvrımlarını aça saça geldim işyerime önce yaradana şükrettim,  verdiği her şey  için.
 
                Devletimize ve ulusumuza, bütün insanlığın barış ve huzur içinde olmaları için dilim döndüğünce dualar edip oturdum koltuğuma.
 
              Her gün alışkanlığım olduğu üzere, önce gelen şiir duyurularına şöyle bir baktım, içinden biri dikkatimi çekti, okudukça hüzünlendim, hüzünlendikçe okudum.
 
            Sonra; 
             Sabah ilk okuyacağım şiir bu kadar hüzünlü olmasın isterdim zira 18 yaşımdan beri yıllık izinleri saymazsanız hep gurbetteyiz, neylersin ki insanın karnı nerede doyarsa hangi insanlarla çalışırsa, akrabası da hemşehrisi de dostu da düşmanı da onlar oluyor. 
 
             En çok da baba ocağımı özlüyorum. Tek odalı toprak damlı evimizi, mertek aralarından başını uzatan yılanları farelerin tıkırtılarını, her zaman olmasa da yani ilaçlama yoluyla kökü kurutulmuş olsa da, evin duvarlarının hafif sarımtrak renkli toprak badanasına sıçrayınca gördüğüm ve öldürmek için yarışa girdiğimiz mini haşereleri bile özledim. 
 
           Bir de bu sabah televizyonda Harran Ovasında pamuk toplayan okul çağındaki çocukları gösteriyorlardı, o an o çocuklardan biri olmayı o kadar çok istedim ki.
 
         Örneğin; pamukların arasında kendiliğinden biten ve hiçbir şekli olmayan kavun ve karpuz cücüklerine rastlamak, olgunlarını hemen oracıkta kırıverip, sularının dirseklerinizden akıta akıta yenmesi. 
 
          Nereden ve nasıl olduğu bilinmemekle beraber, kendiliğinden biten bir mısırın son koçanının  kuşlar tarafından epeyce didiklendikten sonra  arta kalan birkaç dişi közleyip yemek, aynı közde yeşil biber ve patlıcanları bir güzel közleyip, diğer sebzelerle de destekleyerek hazırlanan salatayı yufka ekmekle tüketmenin tadını özlememek mümkünmü.? 
 
           Bir biberin, domates veya salatalığın dalından koparılması kadar güzel bir şey olabilir mi, hele o yapraklardan elinize bulaşan kükürt kokusu, ya da ağaçlara sırılsıklam sarılmış asma dallarından size gülümseyerek bakan üzüm salkımlarını kopartıp tatmak kadar güzel bir şey olabilir mi.
 
      İncir kuşlarının didikledikleri  yarsı olmayan incirlerin tadını bilir misiniz, pınarlardan tek avucunuzla su içtiniz mi hiç, elma ağacından başınıza elma düşüp o an için canınız yansa bile şimdi arar olduğunuzu.
 
        İşte bu sabah tüm bunları özlediğimi fark ettim.
 
      Aslında ben insanlığımı özlemişim, kendimi bütün sıfatlardan arınmayı, sadece ben olmayı özlemişim.
 
      Ben kendimi çok özlemişim çok….

38
0
0
Yorum Yaz