Lise yıllarımız, bir yer yatağında, tavuk kümesinden bozma boyasız badanasız, kapısı derme çatma bir yorgan altında üç kardeş ve birde sen... Kışladığımız.
Belki de sırf bu yüzden, dost denince aklıma gelensin, tek sen.
1978'den sonra kaybettik birbirimizi, Sen benden iki yıl önce bitirmiştin bense 1978'de. Otuz yıl geçmiş aradan. Ben hala o zamanki küçük kızdım senin için sense abimden hiç ayrı düşünmediğim CAN.
Geçenlerde görüştük ilk kez lise yıllarının ardından ve sen hep sevmişsin, bunu anladım şefkatle sarılmandan.
Bazen düşünüyor insan, ben neyim şu dünyada Var mıdır yerim yurdum, hani bir sevenim Düşünürdüm nicedir, örneğin bir DOST Hep özlemini duyduğum…
Hemcinslerimle çok yakın olamadım Nedendir bilmiyorum ya onlar beni anlamadı Ya ben onları anlamakta yetersiz kaldım Biliyorum farklı olan bendim, çokça zeki Az konuşan ama bir o kadar da sivri dilli…
Okul yıllarında da bu hep böyleydi Ser verdim, sır vermedim kimseye de Omzuna korkmadan yaslanabileceğim Bir arkadaş muhakkak olmalıydı benim de …
Uzun uzun yokladım bu günü ve geçmişi Yoktu en ufak bir iz, aklıma kimse gelmedi Taa ki hatırlayana dek o gece sızlayan dişimi Aklıma tek sen geldin, elinde bir novalgine…
Yine saydırdın dualarla gelmişini geçmişini Bana anlat beni dedim, yok dedin anlatamam Eksik kalır bir şeyler, başlamayayım Bir anadan doğmuşçasına sokulur birbirimize, Uyurmuşuzya ben, sen ve bizim oğlan…
Ben en çok seni severdim, ama sen beni sever miydin? Bunu hiç düşünmedim, çünkü sen ağabeyimdin Metazori sevecektin, geceleri kalkar bakarmışsın Uykumuzda seyreder ve kederlerimizi kovmaya çalışırmışsın Oysa biz hiç sormamıştık sana, ne düşünür ne hissedersin Var mıdır bir eksiğin, anlatamadığın derdin…
Utangaçtım, her derdimi ağlayarak anlatırdım Yani ben öyle sanırdım, sen söyleyene dek Meğerse gözlerim anlatırmış her şeyi Bakmasını bilene ve sen Kazim Abi Ondört yaşımdaki diş sızım Nasıl oturmuşsa yüreğime tam da öyle Yüreğimin baş konuğu olmuşsun Çünkü dost denince; aklıma sen gelirsin ….
Okul bahçesinin duvarlarına tünerdik Telgraf kuşları misali, her birimiz Karışırdık erkek kız demeden Ve bilgimizle yarışırdık Kim iyi not alacak kimyadan biyolojiden…
Eğrelti otlarının yaşamıydı konumuz bazen Bazen terliksi hayvanlar, geçerdik dalgamızı Sıra edebiyata ve Otuzbeş yaş şiirine gelince Genç olmanın keyfini sürerdik Neriman öğretmene nazire Bir de sigaraya alışmıştık, okul müdüründen gizlice…
Aslında yoktu cepte sigaraya verecek harçlık Kimi çocukların durumu iyiydi, yapardık otlakçılık Bir erkek bir kız bir arada görseler hemen derlerdi Bu oğlan vallah-billâh bu kıza âşık…
Hani muhakkak olmuştur öyleleri belkide Ben görmedim okul arkadaşıyla evleneni yine de Konuşurduk hep havadan sudan, kızlı erkekli Döner dolaşır söz memleket meselelerine gelirdi Kimimiz sağcı olurduk, kimimiz solcu İki lafla kurtarırdık memleketi, kaçardı ipin ucu…
Hiç düşünmemişiz o zamanlar ne olduğunu aşkın El ele tutuşan iki kişi görsek, bakardık şaşkın şaşkın Bizim kötü alışkanlığımız, iyi bir insan olarak yetişmek gayesiydi Bir de babamızın bize verdiği emeği heba etmeden mektebi bitirmekti İşte böylece geçip gitti yıllar, bize kalan şimdi elde sıfırlar…
Her şeye rağmen, ayrılmadık Atatürk’ün izinden Bizimkisi Memleket ve Bayrak Aşkıymış, öğrendik öğretmenimizden İnsandık elbette kişisel duygularımızda olacaktı bir zaman Vazgeçmiştik, insanlık için dünümüzden ve bu günümüzden Yaşansa da yaşanmasa da, aşk’ı öğrendiğimizde Çok geç olmuştu ve artık biz aşka âşık olmuştuk...
Sevgide güneş gibi ol,
dostluk ve kardeşlikte
akarsu gibi ol,
hataları örtmede gece gibi ol,
tevazuda toprak gibi ol,
öfkede ölü gibi ol,
her ne olursan ol,
ya olduğun gibi görün,
ya göründügün gibi ol