05 05 2013

AK DENİZE

  Etekleri sulara batmış, ağır ağır yükselirken ufuktan  Mahmurdu güneş, mavi köpüklerin üstünden doğarken  Siz gülünce deniz güler, dalgalar coşardı her zaman  Belki de selamlar gönderiyordunuz, Akdeniz’e, Egeden      Yaprak kaçkını rüzgârlar kayalara işvelerle vurur  Mevsimlerin rengi, bahar olup çalardı kapıları  Karşı koyamazdı hiç kimse sevmeye, sevilmeye  Aşk kokusu yayılırdı etrafa, usulca esen meltemlerle      Siz bir de dağ yamaçlarının yeşilini görseydiniz  Denizde yakamoz bahçelerinin alev alev tutuşmasını  İçinizdeki yangını söndüremezdi, ne dalgalar ne deniz  Aklınızı tatile çıkarır, duygularınıza yenik düşerdiniz     Yaşanılası, sevilesi Akdeniz, ne söylense yetmez sana  Böyle sevda desenli elbiseler giydirilir mi hiç insana  Hadi karıştın diyelim, hasbelkader Egeden Marmara’ya  Niçin ortak ettin bizi, ritimsiz dalgalarının oyunlarına     Sırası mıydı yani, mevsimlerimiz hazana  dönmüşken  Nedir bu kalp ağrısı, bu uykusuzluk hallerimiz neden  Yoksa hata mı ettik seni seyrettik diye penceremizden  Sen özgürlüğünü istediğin gibi yaşa ama ne olur uzak dur  Hem bizden, hem de çırılçıplak soyunmuş yüreğimizden.     Hatice AK   06.02.2013/Yenişehir-Mersin ... Devamı

25 03 2013

El ELE

El ELE |  görsel 1

  sabah yürüyüşünde yolumun üzerinde  bir kadına rastladım…     ne yana gideceğini şaşırmış ayakta durmaya takati kalmamış bir ağaca yaslanmaya ve  göz yaşlarını saklamaya çalışıyordu bakamadım yüzüne  derdini soramadım kaldırmadı yüreğim…     hani yaşlı da değildi öyle düzgün bir iş bulması için belki geçti hayata tutunabilmek adına ama ne bileyim çok çaresizdi kimsesizdi belki de…      sokağa atılmıştı sebep her ne ise belki besleyip büyüttükleri ya da....ne bileyim belki de yıllarca koynunda uyuttuğu insan suretindeki  müsvedde…     kimdi, neyin nesiydi onu da bilmiyorum, bildiğim tek şey insan olduğuydu kadının hiç bir önemi yoktu adının ve en iyi tanıdığım gözyaşlarının masumluğuydu sebebi yüreğimde tutuşan yangının…     dilerdim ki ne kadın ne de erkek diye bakılmasın tüm insanlar, insan olarak tanınsın bütün dünya el ele tutuşup yüreklerde sevgi  çiçekleri açsın…     22.03.2013/Hatice AK   ... Devamı

28 09 2012

Sevgili Ağabeyim

  Bu sabah özel listemdeki arkadaşlarım neler yapmışlar bir bakayım dedim, yorumlar şiirler ve şiirler yani her şey olağandı.  Ama bir yorum farklıydı içlerinde hani hemen hepimizin işte bu benim…. Aynını ben de yaşadım diyebileceğimiz türden bir şeydi işte.    Bu düşüncelerle iş yerime geldim,  iki gündür oğlumda olması nedeniyle kavuşmak için akşamı iple çektiğim bilgisayarımı açtım ve o yoruma, yorum olarak bu çocukluk anımı yazıyorum kısacası.   Biz beşkardeşiz üç kız iki erkek, ben ailenin en küçüğüyüm, yani benden sonra doğup her ikisini de iki-iki buçuk yaşlarında kaybettiğimiz biri kız diğeri erkek kardeşimi saymazsak.  Benden önce de ölen kardeşlerim olmuş elbette.   Onlar da yaşasalar dokuz kardeş olacakmışız. Annem üst üste çocukları ölünce midir nedendir bilmem, belki de ben üzerindeyken kısmi felç gibi ağır bir rahatsızlık yaşadığındandır, pek ilgilenmez gibi görünürdü benimle yani çocukken öyle düşünürdüm.   Ablalarım da biraz canımı acıtırlardı, özellikle saçlarımı taramak veya genel bakımım esnasında ama kim bilir neler yapardım da kızların cinlerini tepelerine toplardım hiç hatırlamıyorum. İki ağabeyimden özellikle büyük olanıyla yaş farkımız epeyce olunca, onu hem baba gibi severdim hem ağabey gibi.   Küçük ağabeyim de öyle,  onunla aramızda sadece dört yaş var, o benim tam tersime uyumlu, olgun ve ağırbaşlılığı. Ben büyük ağabeyim gibi, oldukça zeki (övünmüyorum gerçekten)         cingöz,  yaramaz, hani derler ya düz duvara tırmanır öyleydik, belki de bu yüzden aramızdak... Devamı

23 09 2012

Hani Milletin Efendisi Olanlar

Hani Milletin Efendisi Olanlar |  görsel 1

  Hani Milletin Efendisi Olanlar Bilmem ki kaç modeldi Bedford marka bir kamyondu  ne üstünde çadırı ne de tutunacak istinat duvarı vardı  her sabah erkenden yola çıkılır, öbeklenirdi insanlar  belli noktalarda erkekli-kızlı kamyonu beklerlerdi…  yollar soğuk, yollar ıssız ve yaşam biçimi olsa da acımasız  güller açardı yanaklarda, başlarda al yazmalar ayaklarda kara çizmeler  ve kat kat çoraplar. Ay ışığı fenerleriydi, yollarını buldukları  arada bir sebepti irkilmelerine kurt ve çakal ulumaları…  zordu yaşam anlayacağınız, onların mücadelesi daha doğmadan başlar  anaları da bilmez ehli-keyif nedir, yerilmezdi aşlar, erik istemezdi canlar  naz da edemezlerdi erlerine, görevleriydi her yükü taşımak  karnı sıpadan, sırtı da sopadan mahrum edilmezdi büyük lütufdu yani…  Ya babalar; babalarımız…!  filtreli sigaralardı en büyük lüksleri, kıymazlardı ya içmeye  tabakalara doldururlardı Tekel fabrikalarında paketlenmiş tütünleri  birde kendi emekleriyle ve jandarmadan gizli yetiştirdikleri kaçakları  sararlardı üzeri Arap harfleriyle yazılı kâğıtlara, dumanı derseniz  vapurları kıskandırır yoğunlukta...  Kimi beyinden yoksunların yaktıkları ormanlar sil baştan dikilecektir de  her birine zimmetlidir eşek yüküne eş çam fidanlarıyla dolu tahta sandıklar  bir düzen içinde, özenle ekerler fidanları, orman ve yeşille büyüdüklerinden  fazla cazip değildir ya, okul masraflarına bir nebze olsun katkıları…  ... Devamı

22 09 2012

Ağlama Bebek

Ağlama Bebek |  görsel 1
Ağlama Bebek |  görsel 2

  Sen bilmeyeceksin bebek, silah nedir gözyaşı ne Uyu bebek, anne karnı en güvenli yer şimdilik Ağabeylerin büyüsün, onlarda baban gibi Onlarda baban gibi,  ya bir  TUGAY Polis Ya da bir MEHMET asker olacak…       Ağlama bebek sen dur şimdi, bekle biraz Dünya güzelleşsin, yok edilsin silahlar Kin ve nefret yerine kır çiçekleri açsın yüreklerde Al bayraklar babaları değil gökleri kucaklasın Dur bebek doğma, dünya öylesine zor şimdi…       Dinle bebek, beni dinle,  Sakın yüreğine kin düşmesine izin verme Gördün ve duydun biliyorum, yandık kahrolduk Ama hiçbirimiz, TUGAY’ımızı vuran eller kırılsın demedik Sende deme bebek, sende deme ki dünyamız çirkinleşmesin…       Gül bebek, baban cennette inan bana hem yalnızda değil Amcan karşıladı onu, koyun koyuna yattılar bu gece Kekik kokuları içinde, onların mis kokusu bizim içimizde Acıları yüreğimizde, sen bebek şehidimizden kalan hatıra...       Babasını hiç tanımayacak olan, gül bebek Sen gül bebek, baban her an sana cennetten el sallayacak Ağlama bebek, tek değilsin, yalnız değilsin Bütün şehit yakınları sana anne baba ve tüm Türkiye sensin Ağlama bebek…   13 Temmuz 2009     Diyarbakır'ın Bağlar ilçesinde uğradığı silahlı saldırı sonucu şehit olan polis memuru Tugay Ak (34) memleketi Mersin'in Gülnar ilçesine bağlı Demirözü köyünde gözyaşları arasında toprağa verildi. Arkadaşını ziyaret için gittiği mühendislik şirketinde silahlı saldırı sonucu şehit olan polis memuru Turgay Ak'ın... Devamı

21 09 2012

Meğer Ne Çok Özlem Birikmiş Yüreğimde

  Bu sabah başlamıştı aslında bu öykü beynimin kıvrımlarını aça saça geldim işyerime önce yaradana şükrettim,  verdiği her şey  için.                   Devletimize ve ulusumuza, bütün insanlığın barış ve huzur içinde olmaları için dilim döndüğünce dualar edip oturdum koltuğuma.                 Her gün alışkanlığım olduğu üzere, önce gelen şiir duyurularına şöyle bir baktım, içinden biri dikkatimi çekti, okudukça hüzünlendim, hüzünlendikçe okudum.               Sonra;               Sabah ilk okuyacağım şiir bu kadar hüzünlü olmasın isterdim zira 18 yaşımdan beri yıllık izinleri saymazsanız hep gurbetteyiz, neylersin ki insanın karnı nerede doyarsa hangi insanlarla çalışırsa, akrabası da hemşehrisi de dostu da düşmanı da onlar oluyor.                 En çok da baba ocağımı özlüyorum. Tek odalı toprak damlı evimizi, mertek aralarından başını uzatan yılanları farelerin tıkırtılarını, her zaman olmasa da yani ilaçlama yoluyla kökü kurutulmuş olsa da, evin duvarlarının hafif sarımtrak renkli toprak badanasına sıçrayınca gördüğüm ve öldürmek için yarışa girdiğimiz mini haşereleri bile özledim.               Bir de bu sabah televizyonda Harran Ovasında pamuk toplayan okul çağındaki çocukları gösteriyorlardı, o an o çocuklardan biri olmayı o kadar çok istedim ki.            Örneğin; pamukların arasında kendiliğinden biten ve hiçbir şekli ol... Devamı

20 09 2012

Her Sabahın Başka Güzel Silifke

Her Sabahın Başka Güzel Silifke |  görsel 1

  Üstünde kalen var sana bir siper Yetişir ovanda güzel çilekler Bütün özelliklerin görmeye değer Her sabahın başka güzel Silifke     Cennet-Cehennemin dünyada şandı Yazın sıcağına yandı ha yandı Taşucunda Kâğıt Fabrikan vardı Her sabahın başka güzel Silifke     Susanoğlu Boğsak dolup taşıyor Tatile gelenler burda yaşıyor Folklorunu bilen hemen coşuyor Her sabahın başka güzel Silifke     Geceleri poyrazından durulmaz Nerden coşar gelir Göksu sorulmaz Ne kadar gezse de insan yorulmaz Her sabahın başka güzel Silifke     Yörük çadırında yoğurt çalınır Ekibine bir eş tutsam alınır Oyunların tüm dünyada bilinir Her sabahın başka güzel Silifke     Simgen KEKLİK oldu nice zamandır Dünyan sonsuzluğa düşülen handır Seni çok özledim hasretim söndür Sabahların ne güzeldir güzel Silifke     26.06.2007 ... Devamı

20 09 2012

At Arabası

At Arabası |  görsel 1

At Arabası Devamı

20 09 2012

Dağ

Dağ |  görsel 1

Dağ Devamı

20 09 2012

Mart Ayı Geliyor Anne

Mart Ayı Geliyor Anne |  görsel 1

  Boğazım düğüm düğüm,  Yanağıma süzülen yaşlarla  Yüreğim bir kördüğüm, Mart ayı geliyor anne,  Senin beni bırakıp gittiğin gün  Ve ardından can yoldaşım, O da gitti biliyor musun?      Bizimkisi başka bir sevgiymiş  İçimin yanmasından anladım,  Yazamıyorum anne,  Öyle bir hançer saplı ki şu an boğazımda,  Nefes bile alamıyorum…     Biliyorum ölüm herkese hak  Ama ben sana hiç doymadım ki, Doyamadım gül kokuna,  Sen yanımdayken ben hep çocuktum, Büyümemiştim işte, Neden beni büyütmeden gittin anne…     Hani ben çalışırken evde vakit geçmiyor diyordun ya Oyalanmak için renk renk orlonlar isterdin benden, Onca yıl geçti de üstünden, Ellerinle ördüğün o paspaslar bile, Hâlâ sapasağlamlar anne…     Hani çok sevdiğin balık resimli mavi su bardağın, Çiçeklerle bezeli yemek tabağın Ve üstünde kocaman harflerle, LIPTON yazan eşantiyon tepsin, Hepsi, hepsi duruyor anne…     Seccaden, tesbihin, kuzu yününden minderin, Battaniyen çarşafların, hepsi yerli yerinde, Bir sen yoksun, neden anne, neden yoksun  Mart Ayı geliyor anne ve ben seni, Her gün daha çok arıyor ve daha çok özlüyorum,  Annem ne olur duy beni,  Sana öyle çok ihtiyacım var ki, Mart ayı geliyor Anne...! Sen Neden Yoksun…!... Devamı

20 09 2012

Çuha Çiçeğim

Çuha Çiçeğim |  görsel 1

Çuha Çiçeğim Devamı

19 09 2012

Anneme Mektuplarım-3

Dünya telaşı mı denir adına, kayıtsızlık mı, ya da hayata küskünlük mü? Belki hepsi, belki de hiçbiri. Ne bir istek ne bir heyecan var içimde neden Anne. Sen iki torununu kaybetmiştin, ikisi de bayrama yakındı, onların gitmeleri seni bir kez daha yıkmıştı, bizler de üzülmüştük elbette ama sen bir başka yanmıştın anne ve yüreğindeki o yangın hiç sönmeden gittin. Fakat arkanda başka yananlar bırakarak.   Yarın bayram Anne;    Hatırlasana, çocukluğundan beri bayramlarda hep yeni elbiseler giyermişsin ya, bu geleneği hiç bozmamıştık seninle. Beğenebileceğini tahmin ettiğim kumaşlardan alır ben dikerdim sana, içi dışı- altı üstü, yani tepeden tırnağa denir ya öyle işte. Nedense renkli eşarplar örtmene alışamamıştım, illaki beyaz tülbent olacaktı elbisenin tamamlayıcısı. Günler öncesinden işlediğim oyalarla süslerdim tülbendinin kenarını itiraz etmez takardın başına. Birde sana diktiğim elbiseyi önce kendi üstümde denerdim ve sen hep gülerdin, benim mankenim diye.    Yarın bayram Anne;    Bilemiyorum, görünmeyen bir el bizleri sürekli birbirimizden koparmaya çalışıyor kardeşlerimle sanki aynı sen gitmeden önceki gibi, ben direndikçe başka bir suretle çıkıyor karşımıza, yinede bizi alt etmesine fırsat vermeyeceğim anne. Onlar ister hatırlasınlar bir kardeşleri olduğunu, ister hatırlamasınlar, ben unutturmam bilirsin. Her şeyi ekonomik krizlere bağlar olduk ya Anne, oysa insanlığımızı yitiriyoruz hızlı bir şekilde biliyoruz ama mücadele etmiyoruz. Telefonla da olsa birbirimize hatır sormak lüks oldu, kimse hatır gönül tanımaz oldu sevgiler yitiyor anne.    Yarın bayram Anne;    Ben ve oğullarım; birbirimize sıkıca tutunmuştuk sen ve eşim gittikte... Devamı

19 09 2012

Anneme Mektuplarım-2

Anneme Mektuplarım-2 |  görsel 1

  Merhaba anne;                                 Oğlum vatani görevini tamamlayıp bu gün geldi. Çok mutluyum, bir o kadar da kederli. Belli etmemeye çalışıyorum ama içim içime sığmıyor.                   Biliyorsun işte sen gittikten bir yıl sonra babamızı kaybetmiştik. Birbirinizi ne çok severdiniz, bak O’da gitti senden sonra.                  Bizi böyle kimsesiz, böylesine çaresiz ve böylesine mahrum ve mahzun bırakarak.                                                   Beni ancak sen anlarsın diye anlatıyorum. Sizin gidişinizle anladım ki, anası-babası olmayanın akrabası da olmazmış.                  Bize düşen şimdi hayat mücadelesini bize öğrettiğiniz gibi sürdürmek.                  Namusumuzla, şerefimizle, sevgimizle ve saygımızla.                   Ne kendimizi kimseden üstün, nede kimseyi kendimizden üstün görmeden, tutunmak hayata.                  Canım annem sana yazacak o kadar çok şey var ki, neresinden başlasam bilmiyorum. O yüzden bu günlük bu kadar yeter. Eğer biraz daha yazacak olursam seninde çok iyi hatırlayacağın gibi gözyaşlarımı tutamayacağım.                   Sevgilerimle.18.01.2009... Devamı

18 09 2012

Anneme Mektuplarım-1

Anneciğim;        Bugün 21 Şubat 2008 hava günlük güneşlik ama epeyce ayaz,  hani eskiden hatıra defteri tutulurdu,  bilirsin  canım  benim de vardı, şiirlerim vardı hani içinde, ara sıra Sana okurdum ve sen sıkılıp namaz kılmak için kaçardın, söz konusu namaz olunca bir şey diyemezdim elbette.       Artık hatıra defterlerini elektronik ortamlarda tutuyoruz. Bilgisayarlarda. 6 Şubat 2008 de bir şiir yazmışım BEN SENİ HİÇ ÖZLEMEDİM diye, hatıra defterimi ziyaret eden ve benim çok sevdiğim bir arkadaşım vardı. Benden 5-6 yaş küçük, küçük kız kardeş yani.       Bu şiiri kendisine yazdığımı sanmış öyle üzülmüş öyle üzülmüş ki, “ Yalancıdır Bahar İnanma “ diye bir cümle geçiyordu şiirde sebep buymuş. Nihayet bu gün bana sordu, neden böyle bir şiir yazdığımı ve kendini kastedip etmediğimi.       Duyunca ben de üzüldüm tabi ki. Birincisi benim hiçbir şeyden haberim yok, ikincisi benim yazım yüzünden boşu boşuna bir Can üzülüyor. Biliyor musun Canım annem; burada işler pek de iyi değil hatta hiç iyi değil.       İnsanlar birbirini kırıyor, üzüyor ne bileyim, her söylenen sözde değişik anlamlar aranıyor. El hâsılı herkes kuşkucu, kırılgan ve mutsuz.           Hani yine sana sözünü etmiştim bir ara yaşıtımdı hani, O da benim gibi, Anasının karnında durmasını beceremeyip, ebenin ellerinden kayıp tahta leğenin içine düşmüştü. Bende sanki dünya bir şeye yararmışda görmek için geç kalmışım edasıyla odunlukta merhaba dememiş miydim? Neyse galiba dediko... Devamı

18 09 2012

Adamdan Sayıldığım Gün

Adamdan Sayıldığım Gün |  görsel 1

İnsan kendisini nasıl anlatır, ne söyler kendisi için bilmem ki. Anadolu köylerinde hasbelkader yaşama tutunma şansı bulan çocuklardan biri de benim işte. Rahmetli anam ölenler de dahil tüm çocuklarının doğduğu saati, günü, ayı ve yılı hatta dakikayı bile hatırlarken benimkini bilmiyordu. Mevsim olarak hatırladığı ise arpaların biçildiği zamandı tarih. Bolluk dönemiydi, sen çok kısmetlisin derdi, Haziran ayıymış galiba, arpa biçiyorlarmış,  sancısı  başlamış, zaten kırkına merdiven dayamış olduğundan hamile olduğunu bile bir süre kimseye söylememiş, gel zaman git zaman doğum anı gelip çatınca, keyfinin kaçtığını  ve eve gitmesi gerektiğini söylemiş babama o da tamam git demiş. Benim babam çok çok iyi niyetli bir insandı ve anamın doğum sancısı çektiğinin farkına bile varmamış. Büyük abim hepimizden daha akıllı yani olup bitenin her zaman farkında olan biri olduğundan anamı takip etmiş. Henüz evin önüne gelmişken anacığım içeriye girecek zaman bulamamış olduğu yere oturup kalmış, o meyanda da abim yetişmiş. Köylük  yer işte, bu gibi hallerde komşu kadınlar yardımcı olurlarmış hastalara, benim dünyaya gelişimde böyle. Neyse bir şekilde büyümüşüm ve İlkokul çağım gelmişti. O yıllarda,  Köy Muhtarı yanına bir de Aza alır ev ev dolaşarak okul çağı gelen çocukların tespitini yapar ve Kaymakamlığa bildirirmiş. Aynı tespit benim içinde yapıldı elbette. Okula kayıt zamanı geldiğinde Nüfus kâğıdımı istemişler babamdan yok demiş, itiraz etse nüfusa geç yazdırmaktan belki de ceza yiyecek. Apar topar ilçeye gidip beni ve küçük ağabeyimi nüfusa kaydettirmiş, akşama elinde çok yapraklı üzerinde ay-yıldız resmi bulunan iki adet n&uum... Devamı