Yürürken bir başımıza kimsesiz kaldırımlarda Yağmur damlaları okşasın saçlarımızı Üstünden atlarken su birikmiş çukurların Seyret nasıl süzüldüğünü tepeden tırnağa umutlarımızın…
Ben şemsiye almamış olayım mesela Sen centilmence yaklaş yanıma Yanaklarımı öpercesine düşen damlaları kıskanıp Sor; Islanmışsın şemsiye ister misin diye…
Sonra havadan sudan konuş birazda Bu yağmurlu havada işin neydi dışarıda Beni nasıl ve ne zaman görmüş olabilirsin Değil miydin kalın bir perdenin ardında…
Bak yine kapandı hava, birazdan kar yağacak galiba Karanlık biraz içimi burksa da ne gam, sen varsın ya Dünyamı aydınlatan, içimi ısıtan varlığınla Hadi tut elimi sıkıca, hiç bırakmamacasına…
Güneşim ol, Aydınlat dünümü, günümü Sıcaklığın, sevgin ve şefkatinle…
Henüz ağaçlar tomurcuklanmadı Ve durulmadı derelerden akan sular Kış kaybetse de ağır ağır etkisini Hâlâ üşütüyor rüzgâr çatıların saçaklarını…
Serçeler yuvalarına taşırken saman çöplerini Sen neredesin? Gel desem gelir misin?
Patika boyunca açan püren çiçekleri Dokundukça ellerimize ağlıyor yürekleri Günün ilk ışıklarıyla doluşmuş arılar Mersin çiçeklerine, yitirdiklerini aramaktalar Tıpkı bizler gibi...
Yürek seni ister, yürek seni özler Sen neredesin? Gel desem gelir misin?
Desem ki gel sevgili, bul beni ve tut ellerimi, Bak; karışmış birbirine papatyalarla gelincikler Kırçiçeklerinden taç yap, ellerinle tak saçlarıma Mevsimi değil ama…
Hayâl bu ya olmaz, olmaz Sen neredesin? Gel desem gelir misin?
Sevgide güneş gibi ol,
dostluk ve kardeşlikte
akarsu gibi ol,
hataları örtmede gece gibi ol,
tevazuda toprak gibi ol,
öfkede ölü gibi ol,
her ne olursan ol,
ya olduğun gibi görün,
ya göründügün gibi ol